“Köyü öyle özledim ki , değerli dostlarım burnumda tütüyor . Aşk gibi bir hisle iç geçirip duruyorum. Gözlerini kapattığında onun güzel yüzünü düşünmek , tatlı bir heyecan ve sıcaklıkla kaplanan yüreğin sızısını hissedebilmek gibi bir hisle özledim işte köyümü”

Şimdi tam da kuzuların sevilmelik vakti gelmiştir. Sütbeyaz kuzuları kucağıma alıp öpüp okşamayalı yıllar oldu .
Kayısı çağlasını tuza banıp kıyır kıyır sulu sulu yemenin de tam vaktidir.
Bu tarihler geldiğinde köy okulları tatil olmuştur. Bahçeye göç etmenin hazırlıkları tamamlanmıştır. Bütün Ödek iğde ve gül kokusuna kesmiştir. Her yer yemyeşil ve dereler çağlamaktadır. Neşeli şarkılar söyleyerek akan çeşmenin sularının başında dişi ve erkek serçeler ve bahçede öten kanaryanın şakıyan sesi envai çeşit börtü böceğin melodik seslerine karışmıştır.
Tenimdeki tatlı serinlik seni çok seviyorum. Ilık rüzgar bedenimi okşuyor , adeta bana hoş geldin diyor. O onda bir sevgilinin gözlerime bakarak gülümsemesi gibi tatlı bir dokunuşu da yüreğimde hissediyorum.
Yeni sıvanmış evin nemli kokusu ve kireç ve ak toprakla sıvanmış duvarların yenilenmiş yüzü sizi çok özledim. Yaban arısının uyku getiren sessizliğin ortasındaki sesi sana da öyle çok hasretim ki . Yeşil ekinlerin içine dalıp yanık buğdaylardan bıyık yapmak istiyorum kendime.
Hararetle yanan ocağa buğday başaklarını tomar yapıp üttükten sonra onu ufalayıp çenetlerini nefesimin rüzgarıyla ayırıp bir avuç firik yemeyi özledim.
Köyden bahçeye göçmenin o tatlı heyecanı yok mu sen benim çocukluğumda mı kalacaksın hep böyle .
Bahçeye göçülen gün inekler akşam üstü köye gitmesin diye yolda karşılanacak ve zorla çevrilip ekinlerin olmadığı yoldan getirilecektir binbir zahmetle
O gün ineklerin sütü çok lezzetlidir. Akşam yorgunluktan kapanan göz kapakları ve gecenin tatlı serinliği seni özledim.
Bir teşt ayranlı çorbanın ya da yoğurtlu gilikli köftenin derme çatma bir yükselti veya kullanılmayan fıçı üstüne bırakılıp sabah serinliğiyle lezzetinin güzelleşmesini özledim.
Sabahleyin güneşten önce uyanmanın mutluluğunu ve ineklerin sağılıp sığıra katılma telaşesini ve sekiz gibi kahvaltıya oturup bütün aile bardağın çay kaşığıyla söylediği şarkılar eşliğinde kahvaltı yapmayı özledim.
Serçelerin yuvalarını bulmayı içindeki çilli yumurtalarını saymayı özledim.
Kanaryanın ufacık ama rengi hoş yumurtalarına bakıp boncuk bulmuşçasına sevinen yanımı yaşamayı özledim .
Aniden zıplayıp yanından kaçıveren tavşan görmenin heyecanını özledim.
Yılan görünce ürken yanımı
Yağmur yağdığında işi gücü bırakıp ocak başında kurumayı ve yemek için kaynayan suyun mutlu sesini özledim .
Çıtır çıtır yanan üzüm çırpısını ve ıslık çalarak yanan yaş odunun kokusunu özledim.
Yağmurun damdaki tıpırtılı sesini ve daha sonra çortundan su yürümesini özledim.
Derelerden gelen selin gürültülü korkunç sesine de hasretim
Galiba benim bu özlemim hiç gelmeyecek çocukluğum galiba benim bu özlemim …..
Hiç dinmeyecek yürek sızım
Köyüm güzel köyüm sarı konağında büyüdüğüm evim, oynadığım arkadaşlarım, her bir tepesinde taşlarını envai çeşit oyuncağa benzeterek oynadığım güzel yanım
Köyüm seni öyle özledim ki kaçıp gelmek istiyorum yanına bir yanımı burada bırakıp, kaçıp günlerce koynunda huzur içinde uyuyakalmak, tepelerine çıkıp şarkılar türküleri alabildiğince bağıra çağıra söylemek . Bağıra çağıra birbirine seslenmek ve yapraklarını okşayarak ağaçlarına su vermek istiyorum.
Öğlen vakti  merak içinde çıkın açmayı ,Yufkanın arasına peyniri çökeleği koymayı çeşme başında taze soğan ve maydonozla onları yemeyi özledim
geceleyin yorgan gibi benliğimi saran samanyoluna bezenmiş yıldızlı gökyüzünü görmeyi , kayan yıldızları saymayı özledim.
Bu liste çok uzun ve bendeki özlem çok büyük
Bunların her biri bir yana birlik ve dayanışma içinde çalışan Abdal Musa Lokmasını paylaşan barış ve birlik beraberlik içinde gördüğüm köylülerimi tekrar görmeyi özledim.
Sandalye filan da istemem  hani
dam başında oturup iki kelam edelim
Bundan daha ötesi yok daha güzeli de
Yeter ki Gönüller bir olsun
hepinizi özlemle ve sevgiyle kucaklıyor  selamlarımı göndeiyorumHakan Dinçer

YAZARLAR