Göreceğiz, ülkelerinde insan hakları yerine bir avuç vurguncunun vurgunlarla sistem içinde palazlandırdıkları ’’ kendilerine göre‘ ’ayırdıkları ve de yaşattıkları Asil sınıf adına’ ülke yönetenler yine ekranlara geçip ‘’haftanın anlamı adına’’ ‘’haktan hukuktan söz edecekler.. Hem de insan yerine bile koymadıkları ‘’o güzel insanların ‘’yüzlerine gözlerinin de’’ içine baka baka.. 24 Ekim 1945 de kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü’’nün öncelikle amacı ‘’Dünya da barışı ve güvenliği sağlamaktı.. 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Örgütü ‘’İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni bu amaçla kabul ve ilan etmişlerdi..
30 maddeden oluşan bu beyanname insana değer veren, özgürlük, eşitlik, tanıyan üyeliği olan her ülkenin de kabul etmesi şart olan bir duyurudur.. Peki İnsan Hakları deyince ne anlıyoruz: İnsanlar arasında ‘’ırk, din, renk, yaş, cinsiyet ayırımı yapmadan, sevgi, saygı, dostluk duygularını geliştirmek, insanın insan olmak haysiyeti ile sahip olması gereken hakların hepsine İnsan Hakları denir, kişiyi kendi özüyle yaşatacak kurallardır..
İnsanlara insan oldukları için sahip olmaları gereken bir takım hakların bulunduğu fikri ilk kez İngiltere’den ortaya atılır.19. YY, Amerika ve diğer bir çok ülkelere yayılan bu fikir akımından sonra 1789 Fransız İhtilali Avrupa’da insan haklarının kabul edilmesini ve uygulanmasını sağlamıştır..
Amerikan Cumhurbaşkanı Roosvelt ile İngiliz Başkanı Churcill tarafından imzalanıp duyurulan Atlantik Beyannamesinde insan hakları genişletildi. Bu beyannamede insanlara millet, inanç, ırk ayırımı gözetmeksizin herkes için eşit haklar konmuş ve yasaların korumasına verilmiştir..
Peki, şu günlerde yukarda sıraladığımız yıllar önce yazılıp kabullenilen sözleşmenin, asıl o sözleşmeye sahip çıkması gereken insanlar olarak neresindeyiz.?,deyip sorup yanıt alınacak birileri var mıdır? Tabi ki vardır,.(Dünya BMÖ) Öyleyken bu örgüt en modern silahlarla donatılmış süper güçlerin kuklası olarak kullanıldığı da gözlerden kaçmış olmasa gerek..
Korkmalı mıdır..?, kesinlikle..
O silahlılar, paralılar, aynı zamanda dünya kamu oyuna karşı gizli de olsa anlaşılan o ki, örgütlüler.. Peki ya yıllardır sözleşmeye konan haklardan yararlanması gereken ‘’üretken asıl ‘’insan olan kesim, onlara karşı bu hakların hayata geçirilmesi için mücadele edecek dünyaca örgütlü bir güçten söz edebilir miyiz..?.
Aslında onların ‘ tankından da topundan da, daha güçlü olan bu mağdurlar da artık jeton düşmeli ve uyanmalıdırlar diyoruz..
Şu günlerde TBMM de 2013 yılı bütçe hazırlıkları yapılmakta.. Hükümet kanadı, ‘’özgürlüklerden, eşit yurttaşlıktan, eşit haklardan, tarafsızlıktan, demokratlaşmadan ve kalkınmadan alabildiğinde söz ederken donup şaşırmamak elde değil..
Görülen o ki ‘’ Muhalefet partilerinin durum karşısında parlamentoda ‘’sayıca azınlıkta olmaları’’ bakanların ağızlarını kulaklarına kadar açıp dillerini uzatmalarına yetiyor..
Örneğin, ’Deniz Feneri olayını ‘’son yy en büyük yolsuzluk olayı olarak’’Almanya, ilan etmişti, suçluları sorgulayıp cezalandıran ‘’Almanya’’ yolsuzluğun bir kolunun Türkiye ye uzandığı açıklamalarını da birlikte yaptı. Öyleyken. Türk yargısı ‘’olayı sorgulayan Türk savcılarını görevden almakla kalmayıp tutukladıkları da herkesçe bilinen bir gerçek olsa gerek..
YY. En büyük yolsuzluk olayı olarak ilan edilen (Deniz Feneri) kolunun Türkiye ye de uzantısı iddiasına ‘’Haktan hukuktan çok söz eden İktidar tarafı’’ tutum ve yanıtlarıyle ’’geçmişte olduğu gibi’’ bütçe tartışmalarında da değişmiş gibi bir izlenim veremediler..
11. Aralık 2012.. Yılın İnsan Hakları Haftasını hayırlara vesile olması dileğimle,‘’haktan ve haklılardan yana olan herkesin, bu güzel haftasını ‘’saygı sevgi ve muhabbetlerimle kutluyorum.

-Ali Rıza UĞURLU-

YAZARLAR