DEMOKRASİ BİR UZLAŞMA REJİMİ MİDİR?

Siyasi partiler demokrasinin olmasa olmazlarındandır denir ve de bilinir. Doğrudur  çoğulcu demokrasilerde aynen de öyledir..
Siyasi bir parti belli bir çoğunluğun oylarıyla ülke yönetimine getirilir. Getirilmeye  getirilir de, yaşamı konu alan  her konuda seçmen hukuku yetersizliklerin tamamlanması görevini de birlikte o iktidara yükler ve gerektiğinde de, sokağa çıkıp uyarılarda bulunmakla da mükelleftir. Demokrasilerde bunun burası da bir ‘’hukuku hak ve olmazsa da olmazlardandır..


Eğer bir ülkede demokrasi var deniliyorsa ‘’hiç kimse kıvırtmasın, bu aynen böyledir…
Bunun burasını anlamak zor olmasa gerek. Seçilmişlerin dillerine ulamış oldukları  bir söz var ‘’bizleri halk seçti’’ deyip işlerine geldiği gibi düpe düz giderler. Güç ve yetki aldıkları ‘’huzur ve istikrar sözü verdikleri halk’’ akıllarının ucundan bile geçmez..
Demokrasi ‘’Halkların kendi kendini yönetme biçimidir’’ bu tarif kağıt üzerinde tozlandıkça da kat kat tozlandırılır..
Meclis çalışmalarına bakıldığında kendileri için çıkarılacak bir yasa konu olduğunda ‘’kabul edenler’’ dendiği anda parmaklar kalkar, indirmen dense kollar kopsa dahi, öbür ellerini dirsekten destek ederek, sabahlara kadar da indirmezler..
Peki ya işsizler, asgari ücretle çalışanlar, emekliler, köylüler memurlar, geçim sıkıntılarını dile getirmek için ya da, demokratik çağdaş olmayan yönlenmeyi kınamak içi sokağa çıktıklarında alabildiğine dayak yerler.. Görsel medyanın herkese servis ettiği gibi..
Gidişatın aynen böyle olduğu artık herkes tarafından da anlaşılmış olsa gerek…
Partiler kurulduğunda öylesi bir kulağa hoş gelecek isimlerle isimlendirip halkın önüne getirilir ki. Demek o da halkı kandırmak için oluyor anlaşılan..
Demokrasi bir uzlaşma rejimidir, bunun bilincinde olan herkes bunu söyler. Söylerler de, ancak uzlaşmanın adı ve açık adresi neresi, halka anlaşılacağı şekilde anlatılmaz..
Ve de, iktidarın her konuda olduğu gibi, tavrına bakıldığında demokrasi bir uzlaşmama rejimi oldu gibi…
Sistem dönen bir yuvarlaktan insanların uzaya uçuştuğu bir gelecekten yana değil de, yer yüzünde tabulaşmış beyinlerin taban edildiği ‘’karanlık dar sokaklar mı olmalıdır?
Durmadan değişen dünya da, geliştirilen tekniğin insanı eğittiği hele de şu çağda, geriye dönüşümlerin cezası gelecek kuşağa ağırdan kesilecek demektir..
Demokrasilerden söz ediliyor ya, Demokrasilerde bu günün insan beyninin şuur altı beslenmesi ile insana yazık ve en büyük haksızlık olacağı, herkesin de malumu olsa gerek efendiler…
Şunun şurasını da demeden geçmek istemiyorum..

‘’Emeğin yüce bir değer olduğu kabul görmüyorsa, o sistemde demokrasinin (D) sinden bile söz edilmesi tek kelimeyle kandırmaca olur diye düşünüyoruz.

Ali Rıza UĞURLU

YAZARLAR